Pazar günü oynanan Kırıkkale – 12 Bingölspor karşılaşması sahada 1-1’lik skorla tamamlanmış olabilir. Ancak tribünlerde ve saha çevresinde yaşananlar, Türk futbolu adına kara bir utanç olarak kayıtlara geçmiştir.
İstanbul’dan yüzlerce kilometre yol gelerek yalnızca takımını desteklemek isteyen Yeşil Maraton tribün taraftarımıza, maç bitimiyle birlikte organize şekilde taşlı saldırı yapılmıştır. Bu saldırılar münferit değil; bilinçli ve yönlendirilmiş bir linç girişimidir. Daha vahimi ise top toplayıcı çocukların dahi tribünümüze ve futbolcularımıza karşı kışkırtıcı, saygısız ve düşmanca tavırlar sergilemiş olmasıdır. Bu tablo, ortamın ne kadar denetimsiz ve kasıtlı olarak gerildiğinin açık göstergesidir.
Hakemlerin maç boyunca sergilediği açık taraflı yönetim, yaşanacakların adeta habercisi olmuştur. Adaletsiz kararlarla gerilen tribünler, güvenlik zafiyetiyle birleşince olaylar kaçınılmaz hâle gelmiştir. Sonrasında yaşanan taşlama ve saldırıların ırkçı söylemlerle desteklenmesi ise konuyu artık “tribün gerginliği” olmaktan çıkarmış, insanlık onuruna yönelik bir saldırı noktasına taşımıştır.
Buradan net konuşuyoruz:
Biz bu çirkinliği, bu nefreti, bu ırkçı zihniyeti asla kabul etmiyoruz.
12 Bingölspor sahipsiz değildir. 12 Bingölspor büyük bir camiadır, büyük bir ailedir ve liderdir. Bu kulübün taraftarı korkmaz, sinmez, geri çekilmez. Ancak kimse bu sağduyuyu zayıflık sanmasın.
Kırıkkale Emniyeti, yaşananların sorumluluğunu görmezden gelemez. Bu olaylar önlenebilirdi ve önlenmemiştir.
Kırıkkalespor Kulübü yönetimi ise kendi tribünlerinde yaşanan bu utancı sorgulamak zorundadır. Sessiz kalmak, yaşananlara ortak olmaktır.
Futbol; taşla, ırkçılıkla, nefretle değil; emekle ve adaletle oynanır.
Bizim yolumuz bellidir:
Onurla yürürüz, geri adım atmayız.
12 Bingölspor bu liglerin misafiri değil, hesap soranıdır.