Ne bir kimliğin arkasına saklanmak ne de diğerini ötekileştirmekti.
Mesele ırkçı olmak hiç değildi zaten.
Mesele, vicdanlı bir insan olabilmekti.
Bugünün dünyasında sınırlar haritalarla değil, kalplerle çiziliyor. İnsanlar hangi dili konuştuğundan, hangi soydan geldiğinden önce; haksızlık karşısında nerede durduğuyla sınanıyor. Zulüm kime yapılırsa yapılsın, adaletsizlik kimin kapısını çalarsa çalsın, “bana değil” dememekti mesele.
Vicdan, pasaport sormaz.
Acının milliyeti yoktur.
Gözyaşı her dilde aynı akar.
Günümüz dünyası bize şunu hatırlatıyor: Susmak tarafsızlık değildir. Görüp de görmezden gelmek, bilip de konuşmamak, en sessiz ama en ağır ortaklıktır. İnsan olmanın bedeli bazen konforu terk etmektir; bazen alkıştan vazgeçip doğruyu savunmaktır.
Mesele hangi tarafta doğduğun değil, haksızlık karşısında hangi tarafta durduğundur. Çünkü yarın, çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras bir kimlik değil; temiz bir vicdandır.