Bingöl’e Dair Bir Sözüm Var
Bingöl’e Dair Bir Sözüm Var
Aziz hemşehrilerim,
Bugün sizlere ne bir makamın verdiği yetkiyle ne de herhangi bir siyasi görevin sorumluluğuyla sesleniyorum. Sizlere, bu şehrin sokaklarında büyümüş, aynı havayı solumuş, aynı sevinçleri ve aynı acıları yaşamış bir Bingöllü olarak hitap ediyorum.
İl Başkanlığı görevimden ayrılalı altı yılı geçti.
Fakat o günden bugüne hayatımın hiçbir döneminde milletimden kopmadım. Bir gün bile “Artık görevim bitti.” demedim. Çünkü benim anlayışıma göre memlekete hizmet sadece makamla yapılmaz; vicdanla, samimiyetle ve gönülle yapılır.
Altı yıldır hiç ara vermeden Bingöl’ün merkezinde de varım, ilçelerinde de… Belde ve köylerinde de… Çarşısında da varım, pazarında da… Kahvehanesinde de varım, tarlasında da… Esnafın dükkânında da varım, çiftçinin tarlasında da, besicinin ağılında da…
Hiçbir ayrım yapmadan toplumun her kesimiyle birlikte oldum.
İddia ediyorum; bugün Bingöl’de insanımızı birebir tanıma, dinleme ve sorunlarını yerinde görme konusunda benim kadar sahada olan çok az insan vardır. Bunu bir övünme vesilesi olarak değil, altı yıllık emeğin ve samimi gayretin bir sonucu olarak söylüyorum.
İnsanlarımızın isimlerini biliyorum.
Mahallelerini biliyorum.
Köylerini biliyorum.
Yaşadıkları sıkıntıları biliyorum.
Hangi ilçenin hangi sorunu olduğunu biliyorum.
Çünkü bunları raporlardan değil, bizzat insanımızın ağzından dinledim.
Bugün Bingöl’ün en büyük ihtiyacının yeni bir bakış açısı olduğuna inanıyorum.
Gelin bu memlekete yeni bir paradigma kazandıralım.
Gelin birbirimizi önyargılarla değil, samimiyetle dinleyelim.
Gelin sorunlarımızı konuşurken ideolojik gözlükleri çıkaralım.
Komplekslerden, ezberlerden ve kişisel hesaplardan uzak duralım.
Konuşmaktan korkmayalım.
Eleştirmekten çekinmeyelim.
Çözüm üretmekten vazgeçmeyelim.
Ortak aklı, ortak vicdanı ve ortak iradeyi hâkim kılalım.
Çünkü bu memleket hepimizin.
İşçimizin derdi bizim derdimizdir.
Çiftçimizin derdi bizim derdimizdir.
Hayvancılıkla uğraşan kardeşlerimizin derdi bizim derdimizdir.
Esnafımızın, tüccarımızın, memurumuzun, emeklimizin, gençlerimizin ve kadınlarımızın yaşadığı her sıkıntı hepimizin ortak meselesidir.
İnsanların yalnızca iyi günlerinde değil, zor zamanlarında da yanında olabilmek gerçek dostluktur.
Ben de yıllardır bunu yapmaya çalışıyorum.
Bugün elimde bir makam olmayabilir.
Bir yetkim de olmayabilir.
Ama bir gönlüm var.
Bir kapım var.
Bir telefonum var.
Ve hepsinden önemlisi, bu memlekete karşı bitmeyen bir sorumluluk duygum var.
Bir konuda ise yıllardır bilinçli bir tercih yapıyorum.
Düğünleri ve taziyeleri sosyal medyada paylaşmıyorum.
Çünkü insanların en mutlu ve en hüzünlü günlerinin kişisel görünürlüğe dönüştürülmesini doğru bulmuyorum.
Düğüne gitmek de, taziyeye gitmek de bana göre reklam yapılacak bir faaliyet değil; insan olmanın, dost olmanın ve vefa göstermenin gereğidir.
İnsanların acısı da sevinci de istismar edilmemelidir.
Ben bunu kendim için bir ahlak meselesi olarak görüyorum.
Yıllardır köy köy, mahalle mahalle geziyorum.
Kimin hangi kökenden olduğuna bakmıyorum.
Kimin hangi siyasi görüşe sahip olduğunu sormuyorum.
Kimin hangi mezhepten ya da hangi bölgeden geldiğiyle ilgilenmiyorum.
İnsan olması bana yetiyor.
Gidiyoruz, oturuyoruz, çay içiyoruz.
Dertlerini dinliyoruz.
Memleketi konuşuyoruz.
Dualarını alıyoruz.
Çünkü biliyorum ki bu ülkeyi ayakta tutacak olan şey öfke değil, muhabbettir; ayrışma değil, kardeşliktir.
Bir başka hassasiyetim de şudur:
Kalabalık konvoylarla, gösterişli heyetlerle dolaşmayı hiçbir zaman tercih etmedim.
Çoğu zaman tek başıma gezerim.
Çünkü insanların yanına heybetle değil, tevazuyla gitmenin daha kıymetli olduğuna inanıyorum.
Samimiyetin olduğu yerde gösterişe ihtiyaç yoktur.
Benim en büyük gücüm makamlar değil, insanların gönlüne girebilmiş olmaktır.
En büyük sermayem samimiyetimdir.
En büyük servetim ise; hiçbir ayrım yapmadan her bölgenin, her mahallenin, her köyün insanının kapısını rahatça çalabilmek, onların da bana kendi kapılarını ve gönüllerini güvenle açmasıdır.
Çünkü ben riyakârlık yapmıyorum.
Yalan söylemiyorum.
Kimseyi kandırmıyorum.
Sahte sevgi ve sahte muhabbet üretmiyorum.
İnsanların güveni, makamla değil; samimiyetle kazanılır. Benim en büyük kazancım da işte budur.
Bugün de yarın da nerede olursam olayım; bu memleket için düşünmeye, üretmeye, dinlemeye ve elimden geldiğince katkı sunmaya devam edeceğim.
Çünkü Bingöl, üzerinde siyaset yapılacak bir şehir değil; hep birlikte omuz verilmesi gereken ortak yuvamızdır.
Rabbim birliğimizi daim, kardeşliğimizi güçlü, memleketimizi huzurlu eylesin.
Kapımız da gönlümüz de bütün hemşehrilerimize sonuna kadar açıktır.